Expositie ‘ Herkomst Bestemming’

Featured

Kloostergangen Stadhuis van Haarlem, Grote Markt 2                                                                                                                           20 januari – 30 maart 2012

Ahmet Palaz   Bülent Evren   Christine Bangert   Connie Vlasveld

Jacqueline van Rosmalen  Joep van Opzeeland  Leo van Velzen

Mustafa Sener  Steven Blad   Willemien Spook

zie catalogus http://www.kzod.nl/pages/2012/evenementen/images/Verantwoording.pdf

Opening: vrijdag 20 januari om 16.00 uur                                                                                         door burgemeester Bernt Schneiders

cabaretgroep MES, uit het toneelstuk ‘in de schaduw van mijn Vader’ Theater RAST met Sinan Cihangir, Ergun Şimşek, Murat Toker

Het preject vormt de start van meerdere exposities en activiteiten naar aanleiding van de manifestatie ’50 jaar Turkse Haarlemmers’ waaronder een manifestatie in de Philharmonie op 24 maart en een expo in DE WAAG. In de tweedehelft van 2012 is een uitwisseling gepland met kunstenaars vanuit Eskişehir/Emirdağ in Turkije.

De expositie in De Kloostergangen  is tot stand gekomen door de samenwerking van leden van de kunstenaarsgroep KiM7 en leden van KZOD. Alle kunstenaars hebben speciaal werk voor deze expositie gemaakt. Er worden persoonlijke statements rond het thema herkomst en bestemming getoond.

Mede mogelijk gemaakt door De Turkse Ambassade, Het Ruıgrok Fonds en De Gemeente Haarlem.

 This project is  supported by the Government of the Republic of Turkey within the framework of the celebrations of the 400th anniversary of the establishment of diplomatic relations between Turkey and the Netherlands.

Mehmet Tunalı

 

MEHMET TUNALI

/Mustafa Şener/ Mehmet’in anısına!

Mehmetle 80’lı yıllarda tanıştık. Almanya ve Paris’ten sonra Amsterdam’a gelmişti. Sessiz, utangaç, başı önüne eğik, ınsanlarla gözgöze gelmekten kaçınan tavrıyla hatırlıyorum onu. Bunu da daha çok onun Hollanda’da o günler kaçak olmasının getirebileceği ruh haline bağlamıştım. Varsayımımda haksız olmadığımı 20 seneyi aşkın arkadaşlığımız sırasında gördüm.

Oturum müsadesi ve çevreyle uyuşum sonrası Mehmet insanın gözlerinin ta içine bakarak düşündüklerini sokakta bile yüksek sesle ortaya koymaya başlamıştı. Konu daha çok ayrımcılık yapan Hollanda’lılardı. Fakat çevre ülkelerle kıyaslandığında yinede halimize şükrediyorduk. Bunun yanı sıra Mehmet sosyal yapısı, içtenliği ve güleç yüzüyle, çevresini, Hollandalı ve Amsterdam’da yaşayan yabancı sanatçılarla genişletmesini bildi. Küçüklükten beri iş dünyasında büyümesi onda, insanları tanıma becerisini de getirmişti.

Laf aramızda Mehmet resmi kisveli kişilerle çok iyi dalga geçerdi. Gözünü kırpmadan uydurduğu tatlı yalanlar hayranlığımı kazanır, üzerine gülerdik.

Sportif yapısına paralel, yürüyüş ayakkabılarıyla ve hafifinden kamping malzemeleriyle donanmış olarak dağda – taşta uzun yürüyüşlere çıkar, senede birkaç kere kaybolurdu Türkiye’ye, isviçre’ye Meksika’ya. Saçlarının kısa kestirir ve siyah ressam beresini başından hiç çıkarmazdı. Neredeyse her hafta görüşür, benim atölyedeki beraber resim seanslarımızı 3-4 santranç partisi ile süslerdik. tahta üzerine yağlıboya

Satranç’ta hemen en kısa yoldan kazanmak istemesi gibi tezcanlı yönü yağlıboya resimlerinde hareketli tuşlara ve çabuk bitirilmiş tablolara dönüşürken derviş yönü onu, dergiler için yaptığı illüstrasyonlarda ve üzerine 10 sene çalıştığı çizgi romanında son derece sabırlı işlere yöneltmiştir.

Resme Beyoğlunda köşe başlarında karikatür çizerek başlamış ve giderek öylesine para kazanır olmuş ki 13 yaşında ailesinin geçimini yüklenmiş bir zaman. Tanıştığımızda yanlızca dergi illüstrasyonları yapıyordu. Giderek, biraz da benim etkimle yağlıboyaya yöneldi ve kısa bir süre içinde çok çalışarak kendine has bir üslup geliştirdi, birbirinden güzel yüzlerce resme imzasını attı. Önce konuyu seçer, bu bir kartpostal ya da kendi çektiği fotograflar olabilir, Türkiyeden manzaralar, Amsterdam evleri ya da atölyesinin bulunduğu silo’nun iç ya da dış görüntüleri, bir agrandizör ile tuvale geçirilir, üzerine kavuniçi-sarı taransparan bir astar atılır ve arka planı oluşturacak olan siluet Rembrandt kahverengisiyle belirtilir ve tuvaller daha sonra ele alınmak üzere kurumaya terkedilirler.

İkinci aşamada bu renkler yer yer korunarak üzerine ikinci kat renkler yerleştirilir ki bunlar çoğu zaman orjinali ile ilgisi olmayan zaman zaman van Gogh’ umsu tertemiz fakat çiğ olmayan renklerdir.

Bazen beraber çalıştığımızda ben resmime daha yeni başlamışken o resmi çoktan bitirirdi ya da  -‘ şuralara biraz ışık ister ‘- diye duyduğu eksikliği belirtirdi. İlk resimlerinde konuyu getirip hep tuvalin ortasına yerleştirdiğini gördüğüm için ilgisini ‘ Kompozisyon’a ‘ çekmek istemiş ve bir elemanın tualin değişik yerlerinde ayrı izlenimler uyandırdığını anlatmıştım. Ağırlığın getirilip Altın Kesit çizgisine yerleştirilmesinin klasik öğretinin çok kullanılan bir öğesi olduğunu ve böylece sıkıcı olmayan, göze hoş görünen, gergin fakat dengeye erişmiş bir düzenin kurulabilirliğine dikkatini çekmiştim.

Müdahale ettiğim diğer bir konu dergi illüstrasyonculuğundan kalma alışkanlıkla yağlıboyada da hep aynı yönde taramalara yer vermesi idi.

Bu tekdüzeliği, van Gogh’un tuşlarındaki zenginlikle nasıl bir çoksesli orkestraya çevirdiğini görmesini istemiştim. Ne yapacağını çok iyi bilmesine karşılık Mehmet öğrenmeye açık bir insandı, bu yüzden tavsiyelerimi hiç yabana atmadı. Son 5-6 sene içinde korkunç bir tempoyla küçük ev-atölyesini birbirinden güzel Amsterdam resimleriyle doldurdu.

İlk sergilerini açmaya hazırlanırken çerçeve sorunu ortaya çıkınca basit testeresiyle günlerce tahtaları kesip zımparalayıp, astarlayıp, boyayıp ilginç çerçeveler haline getirmeyi başardı ama o günden sonra da artık çerçeve yapmak fiilini işitmek istemedi. Ve ilk satışlarından kazandıklarını gidip hazır çerçevelere yatırdı.

Mehmet malzemenin iyisini kullanmak isterdi. Benim büyük ama ucuz tüplerden bonkörce kullanıp paletimde bir ton boya artırmama karşın, O pahalı Rembrandt boyaları sonuna kadar kullanırdı.

Zaten palet diye bir defalık kullanmak üzere aydınger kağıdı parçalarını kullanır, her defasına tek bir rengi karar ve bitirir, fırçalarına iyi bakardı. Bir evi, bisikleti ya da insanları önce bir ‘Tabelacı’ keskinliğiyle çizer, boyar, daha sonra yumuşak, kuru ve geniş ‘Ressam’ fırçasıyla üzerinde dans ederek kesinlikleri bozar, flulaştırır onu tabiri caizse resimleştirirdi. (Tüm bunları yazarken karşımda duran portresindeki gülüşünü yazdıklarıma reaksiyon gibi görüyorum. Beraberce gülüyoruz.)

Mehmet’in bugün lüks apartmanlar haline getirilen ‘ Graansilo’ daki atölyesi Amsterdam’ın benim de ilgimi çeken bölgesindeydi. Kullanılmayan binaları işgal eden gençler burada atölyeleri, kahvehanesi, restoranı, diskoteki  ve galerisi ile bir kurtarılmış alan oluşturmuşlardı. Mehmet’in en üst kattaki iki tarafı upuzun balkonlu atölyesine yüzlerce merdivenden çıkılırdı ve görüntüsü muazzamdı.

Bir tarafta güneşin arkasında battığı liman, öte yanda Amsterdam’ın yüksek binalarının silueti. O kadar merdivenden sonra ben nefes nefese kalmış, dinlenmeye çekilmişken onun nefes bile almadan hemen fırçlarına sarılmasına hayret etmiştim. Oğlu Tan ile basketbolda ya da futbolda yarışabilecek enerjiyi kendinde oluşturmaya çalışırdı.

Az alkol kullanır biyolojik  yiyeceklere itibar ederdi.  Türkiyeye gittiğinde çevreye has biyolojik ürünlerden bolca alıp burada arkadaşlarına dağıtmasını severdi.

Hastalığını soğukkanlılıkla karşıladı. Ve onunla mücadelesinde sonuna kadar pozitif yaklaşımını korudu. Mehmet’i çok erken kaybettik. Resimsel gelişiminin doruklarındaydı. Eminim çoşkulu yapısı ve çalışkanlığı ona, daha yüzlerce resme imza attıracaktı.

Bütün hastalığı boyunca yanında bulunan kız arkadaşı ‘Cameron’un da gönlümü fethettiğini söylemeliyim.

Seni tanımış olmakla mutluyuz Memo!

(Temmuz ‘2005)


 

 

KiM7/KZOD sergisi ‘Nereden Nereye’/ (Herkomst Bestemming)

Gallery

This gallery contains 4 photos.

KiM7 grubu 2012 yılının ilk etkinliği Haarlem de Hollandalı sanatcı grubu KzOd ile ortaklaşa düzenlediği ‘NEREDEN NEREYE’ isimli sergi oldukça yoğun ilgi gördü. 20120119 Herkomst•Bestemming KL Tarihi Haarlem belediyesi, rahibeler koridor’u bölümünde, 20 aralık dan – 30 mart’a kadar sürecek olan sergi,Türk … Continue reading

NOS TV ana haber bülteni= ‘Faslı’lar Türk’lerden daha çok Hollandalı’

Gallery

This gallery contains 2 photos.

Ahmet Palaz, NOS TV ana haber bülteni 28mayıs 2011     Arnould, bahçeden görülecek şekilde yerleştirmiş yeni aldığı son model dev ekran televizyonunu. Bize aletin hünerlerini  anlatıyor. Birazdan televizyonda başlayacak olan Şampiyonlar ligi final maçı Manchester United ile FC Barcelona … Continue reading